the final - Türkçe İngilizce Sözlük

the final

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"the final" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 56 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the final straw i. bardağı taşıran son damla
the final move i. (satranç vb) oyunu bitiren son hamle
the final half of the year i. yılın son yarısı
the final threat i. son tehdit
the final meters of the race i. yarışın son metreleri
have the final word f. son sözü söylemek
fail the final exam and need to sit for the make-up exam f. bütünlemeye kalmak
blow the final whistle f. maçın bitiş düdüğünü çalmak
make the final decision f. son kararı vermek
get the final word f. son sözü söylemek
didn't make it to the final round f. finale kalamamak
didn't make it to the final round f. finale çıkamamak
in the final analysis zf. son çözümlemede
in the final analysis zf. son analizde
in the final analysis zf. son tahlilde
in the final period zf. son dönemde
Deyim
the final nail in the coffin i. son bir darbe daha
the final nail in the coffin of our friendship i. arkadaşlığımıza vurulan son darbe
the final curtain i. son perde
a final turn of the screw i. işleri/durumu iyice zorlaştıran şey
a final turn of the screw i. işleri/durumu daha da zorlaştıran şey
a final turn of the screw i. işleri/durumu son raddeye getiren şey
a final turn of the screw i. işleri/durumu katlanılması daha da zor hale getiren şey
final nail in the coffin i. son darbe
get the final say in f. (bir konuda) son sözü söylemek
get the final word in f. (bir konuda) son sözü söylemek
have the final say f. son sözü söyleyecek kişi olmak
have the final say f. son söz (birinde/onda) olmak
fall at the final hurdle f. son anda/dakikada bir sorunla karşılaşmak
fall at the final hurdle f. son engele takılmak
fall at the final hurdle f. son anda/dakikada başarısız olmak
be the final straw f. üstüne tuz biber olmak
be the final straw f. bardağı taşıran son damla olmak
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birini/bir şeyi) son bir darbe daha vurarak başarısızlığa sürüklemek
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birinin/bir şeyin) sonuna/çöküşe götüren son darbeyi vurmak
put the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birini/bir şeyi) son bir darbe daha vurarak başarısızlığa sürüklemek
put the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birinin/bir şeyin) sonuna/çöküşe götüren son darbeyi vurmak
put the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birinin/bir şeyin) tabutuna son çiviyi çakmak
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birinin/bir şeyin) tabutuna son çiviyi çakmak
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birinin/bir şeyin) sonunu getirmek
put the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birine/bir şeye) son darbeyi vurmak
put the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birinin/bir şeyin) sonunu getirmek
drive the final nail in (someone's or something's) coffin f. (birine/bir şeye) son darbeyi vurmak
in the final analysis expr. son tahlilde
the final nail in the coffin expr. bir darbe daha
Konuşma
the final decision is yours expr. son karar sizin
Ticaret/Ekonomi
final certificate of the aggregate working capital adjustment i. toplam işletme sermayesi ayarlaması son onayı
final certificate of the closing net debt statement i. net borç beyanı kapanışı son onayı
submittal of the final report i. nihai raporun sunulması
Siyasal
the final solution i. naziler'in nihai çözüm planı
the final solution i. nihai çözüm
the final solution i. naziler'in 6 milyon yahudi'yi öldürerek bir soykırım gerçekleştirdiği avrupa'daki yahudiler'i ortadan kaldırma planı
Teknik
surface quality of the final coating i. son kaplamanın yüzey kalitesi
Dini
muhammad's final sermoni the last sermon i. veda haccı
muhammad's final sermoni the last sermon i. veda hutbesi
Spor
reach the final f. finale gelmek